Zorlu bir çocukluk döneminin ardından eğitim hayatını İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nden mezun olarak tamamlar. Akademideki en yakın arkadaşları arasında Fikret Otyam, Altan Erbulak, Orhan Peker ve Turan Erol'da vardır. Ressam olma özelliği hep oyunculuğunun arkasında kalmakla beraber bir röportajında daha çok empresyonizm akımdan ve hatta daha çok Claude Monet’ten etkilendiğini belirtir. Bu yorum oyunculuğunun arkasındaki post modern devrimci düşünce tarzını da temsil etmektedir. Bir süre Bab-ı Ali’de ressam olarak çalışır. Takibin de ise 1952 senesinde Yıldız Dergisi’nin açtığı yarışmaya girerek ve birinci olarak sinemaya ilk adımını atar. Belgin Doruk aynı yarışmada kadın adayların birincisidir.
Işık, 60’ların başında Küçük Hanım seri filmleri ile ‘Taçsız Kral‘ unvanını kazanır. İlginç olarak 1970’li yıllarda dönem modasına uyar ve Klasik Türk müziği bir tane 45’lik plak doldurur. Sonraki dönemlerde yapımcı, yönetmen ve senarist olarak sinemaya katkıda bulunur. Ayhan Işık, 16 Haziran 1979 yılında henüz 50 yaşındayken vefat eder. Ölüm nedeni olarak yazlıkta güneş çarpmasına bağlı beyin kanaması sonucu öldüğü söylenir. Sonraları asıl ölüm nedeni olarak yapılan bir yanlış iğneden bahsedilse de bu iddia tam olarak kanıtlanamaz. Ölümüne ait detaylara gelince, Ayhan Işık, yaz ayları daha çok kullandığı evinde bir gün baş ağrısı, bulantı ve kusma şikâyeti ile hastaneye kaldırılır. Hastane de beyin kanaması olduğu söylenir, giderek bozulan genel durumu ile 3 gün sonrasında vefat eder. Medyada bahsedilen güneş çarpması ve yanlış iğne ise süreç içindeki ayrıntılardır. Yanlış iğnenin tansiyonu yükseltip beyin kanamasına yol açtığı fikri muhtemel ailenin ilk dönemlere ait neden arama çabası ile ilgilidir. Çünkü beyin kanamasının her döneminde tansiyon hastalığın bir parçası olarak zaten yükselmektedir. Tomografi, MRI gibi yöntemlerin olmadığı bir dönemde beyin kanaması tanısı koymak hiç kolay değildir. Burada yapılan hekimlik son derece saygı duyulası bir hekimliktir. Ayhan Işık’ın hekimleri bir imkânsızı başararak tanı koymuşlardır.
Eğer yanılmıyor isek, Türk sinemasının kralı Ayhan Işık anevrizma kanaması sonucunda vefat etmiştir. Şimdi olsa yaşar mıydı? Bu soruya cevap vermek çok güç ama daha kolay tedavi edilebilir. Güneşin altında olmak bu durumu etkilemiş midir? Belki ama yüzde yüz değildir. Yanlış ilaç kullanmaya gelinirse, bu ihtimal en olmaz ihtimal gibi görünmektedir.
Sağlıklı günlerde kalmak üzere
Sevgi ve saygılarımla…