Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici Haberes Dergisi’nin 59’ncu sayısına konuk oldu.
Haberes Dergisi Genel Yayın Yönetmenimiz Ayhan Aydıner’in sorularını yanıtlayan Bildirici; “İlimiz mevcut haliyle sağlık turizminde tercih edilen ilk 10 il arasındadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde başlatılan ‘Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık Modeli’ kapsamında ilimizin sağlıkta marka il olması önünde hiçbir engel yoktur” dedi.
Yaşar Bildirici nasıl bir çocuktu? Çocukluk yıllarınızda en büyük hayaliniz neydi? Ne zaman Doktor olmaya karar verdiniz?
Büyük bir ailede dünyaya geldim ve çocukluğum, sabahın erken saatlerinde tarlalara gidip küçük çapta çiftçilik yaparak başladı. Babam berberdi ve kalabalık hanemizin geçimini sağlamak için gece gündüz çalışırdı. Annem, evin düzenini sağlamaktan sorumluydu ve biz çocuklara güçlü bir aile bağı aşıladı. Babam, ilkokul mezunu olmasına rağmen, ufku geniş ve bizi okutmak konusunda son derece hevesliydi. Ablam ve ağabeyim eğitim sürecimde bana her zaman ilham veren iki büyük rehberim oldu. Onların başarılarını görmek, bende daha fazlasını başarma inancı uyandırdı.
Henüz ilkokuldayken hem hayvanların bakımıyla ilgilenir hem de ailemize destek olmak için boş zamanlarımda tarla işlerine yardım ederdim. Bu sorumluluklar erken yaşta disiplin kazanmamı sağladı ve hayatta zorlukların karşısında yılmamam gerektiğini öğretti. Babam, berber çırağı olmamı isteyeceği yerde, benim daha iyi bir gelecek kurabileceğime inandı. Vizyonu sayesinde, üniversite yıllarım boyunca da tüm gücüyle çalışmaya devam etti ve okulu bitirmeme destek oldu.
Tıp fakültesine adım atarken, insanların sağlığına dokunabilme fikri beni derinden motive ediyordu. Bugün, sağlık alanında sorumluluklar üstlenen bir yönetici ve doktor olarak, o günkü fedakarlıkların karşılığını vermeye çalışıyorum. Hayatım boyunca babamın öngörüleri, annemin sevgisi ve büyüklerimin örnekliği en büyük yol göstericim oldu. Şimdi ise ülkemizin her köşesindeki insanların yaşam kalitesini yükseltmek için var gücümle mücadele ediyorum. İlerliyorum.
Sizce ülkemizde doktorların ve Tıp alanında akademik kariyer yapanların en büyük sorunu nedir?
İki hafta önce 14 Mart Tıp Bayramını kutladık. Tıp bayramı ülkemize özgü olup tıbbiyelilerin İstanbul işgaline karşı direnişini, çağdaşlığı ve bağımsızlığı simgeler. Yıllarca hekimlerimiz tıp mesleğini bir sanat olarak icra etmiş ve ülkemizin sağlık hizmetlerinde Dünyada üst basamakta olmasını sağlamışlardır.
Hekimlik ve sağlık mesleklerini diğer mesleklerden ayıran en önemli özelliği içinde merhamet duygusunu barındırmasıdır. Merhamet duygusu dersle, akademik eğitimle öğrenilen bir özellik değildir. Bizim milletimizin hamurunda var olan bu duygu, ülke olarak belki de sağlık hizmetlerinde ilerde olmamızın bir nedeni olarak değerlendirilebilir.
Elbette hekimlerimiz gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde de görülen bir takım sorunlarla karşı karşıya kalabilmektedir. Bunlardan en önemlisi maalesef şiddet olgusudur. Sağlıkta şiddet adını bile anmak istemediğimiz, moralimizi bozan, kaynağını kültürümüzden alan merhamet duygumuzu körelten bir gerçeklik olarak ciddiyetini sürdürmektedir. Önemle belirtmeliyim ki son yasal düzenlemelerle sağlık çalışanlarına şiddet uygulayanlara ciddi yaptırımlar getirilmiştir. Fakat asıl hedefimiz cezalarla değil, toplumsal farkındalıkla bunun önüne geçmektir. Bu sayede sağlık çalışanlarımızın vatandaşlarımıza en iyi hizmeti vermesi önündeki bütün engelleri kaldırmak önceliğimizdir.
Eskişehir’deki hastanelerin kalite yönünden durumu nasıl? Doktor, sağlık personeli yönünden sıkıntı var mı?
Eskişehir olarak sağlık personeli yönünden avantajlı olduğumuzu söyleyebilirim. Sağlık Bakanlığının planladığı personel dağılım cetveline göre uzman hekimde %96, pratisyen hekimde %93, diş hekiminde %96 ve ebe-hemşirede %78 doluluk oranı ile çalışıyoruz. Daha anlaşılır olması açısından yüz bin kişiye düşen uzman hekim sayısı Türkiye genelinde 67 iken Eskişehir’de 79’dur. Sağlık hizmetlerine erişim noktasında baktığımızda birçok polikliniğine randevu sürelerimiz Türkiye ortalamasının altında olmakla birlikte, göz ve cildiye gibi bazı branşlarda uzayan randevu sürelerini mesai dışı poliklinik ve yeni düzenlemelerle hayata geçen aile hekimlerinin randevu sistemini kullanarak uzman hekime sevki uygulamaları ile vatandaşlarımızın sağlık hizmeti ihtiyacını karşılıyoruz.
Eskişehir, sağlık hizmetlerinde Cumhuriyet tarihi boyunca önemli bir konumda yer almıştır. Bu durum kısa süre önce tanıtımını gerçekleştirdiğimiz, Müdürlüğümüz bünyesinde hazırlanan, Eskişehir’in sağlık tarihini anlatan “Maziden İstikbale Asırlık Şifa Eskişehir” adlı eserde gün yüzüne çıkmıştır. Eseri incelediğimizde Eskişehir’in sağlıkta ilklerin merkezi olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Tarihte olduğu gibi günümüzde de ilimiz sağlık tesislerinde verilen nitelikli sağlık hizmeti sadece ilimizde yaşayanlara değil, bölge illere de şifa dağıtmaktadır. İlimizde 10 kamu hastanesi, 1 üniversite hastanesi, 5 özel hastane, 84 aile sağlığı birimi, 3 Sağlıklı Yaşam Merkezi, 2 İlçe Sağlık Müdürlüğü, 12 Toplum Sağlığı Merkezi bulunmaktadır. İlimiz kamu hastanelerinde 2134 yatak, Üniversite hastanesinde 1010 yatak, Özel hastanelerde ise 506 yatak bulunmaktadır. Bunlarla birlikte, toplamda 3650 yatak kapasitesine sahibiz. 2024 yılı itibariyle kamu hastanelerinde 5 milyon 254 bin 939 muayene, aile hekimlerinde 6 milyon 820 bin 619 muayene gerçekleşmiştir. Üniversite, özel hastaneler ve diş hastanesindeki hizmetleri de dahil ettiğimizde ilimizde nicelik ve nitelik bakımından muazzam bir sağlık hizmeti sunumu gerçekleştirdiğimizi ifade edebilirim.
Eskişehir’e sizin döneminizde yapılan ve yapılması planlanan sağlık yatırımları hakkında bilgi verir misiniz?
Biliyorsunuz ben göreve geldikten kısa süre sonra tasarruf tedbirlerini içeren Cumhurbaşkanlığı genelgesi yayınlandı. Ülkemizin ekonomik bekası için mutlak öneme sahip bu genelge elbette sağlık yatırımlarını da etkiledi. Buna rağmen ilimizin sağlık ile ilgili ihtiyaçlarını deprem performans testleri gibi bilimsel verilerle belirleyip gerekli yatırımların gerçekleşmesi için doğrusu hiç üşenmeden Ankara yollarını aşındırıyor, Sağlık Bakanlığının yatırım programına dahil etmek üzere girişimlerde bulunuyoruz. Burada en büyük motivasyonumuz Sayın Cumhurbaşkanımızın Sağlıklı Türkiye vizyonu ve Sayın Bakanımızın desteğidir.
Bu kapsamda yapımı tamamlanan ve hizmete başlamış yatırımlar Mihalgazi 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, Tepebaşı Ertuğrulgazi 3 Aile Hekimi Birimli Aile Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, Seyitgazi-Kırka Entegre Sağlık Merkezi (3 Aile Hekimi Birimli Aile Sağlığı Merkezi, 112 Acil Sağlık Hizmetleri, 50 yatak kapasiteli Erişkin Arındırma Merkezi, Han Toplum Sağlığı Merkezi, 1 Aile Hekimi Birimli Aile Sağlığı Merkezi, 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu ve çok yakında açılışını gerçekleştireceğimiz Sivrihisar Devlet Hastanesi yeni hizmet binası olarak sıralayabiliriz.
Yine geçici kabul aşamasında olan Odunpazarı Sağlıklı Hayat Merkezi, 3-4 Aile Hekimi Birimli Aile Sağlığı Merkezi ile yapımı devam eden Şirintepe Sağlıklı Hayat Merkezi, 9 Aile Hekimi Birimli Aile Sağlığı Merkezi, 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, Şarhöyük Sağlıklı Hayat Merkezi, 9 Aile Hekimi Birimli Aile Sağlığı Merkezi, 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, Sarıcakaya Entegre Sağlık Merkezi (Toplum Sağlığı Merkezi, 3 Aile Hekimi Birimli Aile Sağlığı Merkezi, 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, Odunpazarı Alanönü 9 Aile Hekimi Birimli Aile Sağlığı Merkezi, 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu bu sene sonuna kadar hizmete açmayı planladığımız yatırımlardır.
Yapım ihalesine bu ay sonunda çıkacağımız yatırımlar içerisinde Yunus Emre Devlet Hastanesi Ek Bina, Yunus Emre Devlet Hastanesi İki Eylül jeneratör binası, Sivrihisar Toplum Sağlığı Merkezi, 9 Aile Hekimi Birimli Aile Sağlığı Merkezi, 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu bulunmaktadır.
Projesi hazırlanan yatırımlar Odunpazarı Şahintepesi Sağlıklı Hayat Merkezi, 9 Aile Hekimi Birimli Aile Sağlığı Merkezi, 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, Şair Fuzuli Sağlıklı Hayat Merkezi, 9 Aile Hekimi Birimli Aile Sağlığı Merkezi, Tepebaşı Uluönder Sağlıklı Hayat Merkezi, 9 Aile Hekimi Birimli Aile Sağlığı Merkezi, 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, Alpu Osmaniye 1 Aile Hekimi Birimli Aile Sağlığı Merkezi, Yunus Emre Devlet Hastanesi Medikal Depo Ek Binası ve Çifteler Devlet Hastanesi Hemodiyaliz Ünitesi Ek Binası olarak sıralanabilir.
Yakında hizmet alımı ihalesine çıkacağımız yatırımlar ise Mihalıççık Gün Sazak Devlet Hastanesi ve Odunpazarı 1 No’lu Sağlıklı Hayat Merkezi, Zümrütevler Aile Sağlığı Merkezi (9 AHB), 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonudur.
Bakanlığımız yatırım programına dahil edilmesini talep ettiğimiz yatırımlar ise Tepebaşı Av. Mail Büyükerman 9 Hekimli Aile Sağlığı Merkezi, 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, Odunpazarı Yenikent 9 Hekimli Aile Sağlığı Merkezi, Sağlıklı Hayat Merkezi, Tepebaşı Ertuğrulgazi 8 Hekimli Aile Sağlığı Merkezi, Tepebaşı Esentepe 5 Hekimli Aile Sağlığı Merkezi, 112 Acil Sağlık Hizm. İstasyonu, Toplum Ruh Sağlığı Merkezi-3, Mihalgazi Yunus Emre Devlet Hastanesi Diyaliz Ek Hizmet Binası, Sümer Mahallesi Dede Korkut Parkı 4 Birimli Aile Sağlığı Merkezi, Anadolu Üniversitesi İÇEM kapısı 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu Yapımı, Ihlamurkent 8 Birimli Aile Sağlığı Merkezi, Aydın ARAT Parkına 4 Birimli Aile Sağlığı Merkezi Yapımı, Yaşamkent 6 Birimli Aile Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, Kumlubel 8 Birimli Aile Sağlığı Merkezi + 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, Tepebaşı Yeşiltepe 6 No’lu 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonudur.
Sağlık konusunda Eskişehir’in geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Biraz evvel bahsettiğim Eskişehir sağlık tarihini anlatan 2 ciltlik “Maziden İstikbale Asırlık Şifa Eskişehir” adlı kitap, ilimizin sağlık geçmişinin ne kadar zengin olduğunu, çok değerli sağlık çalışanlarının bu şehre hizmet verdiğini tespit etmiş olması bakımından önem arz etmektedir. Türlü zorluklara rağmen birçok başarı elde eden sağlık geçmişimizden aldığımız ilhamla birlikte “Sağlıklı Türkiye Yüzyılı” hedefine emin adımlarla ilerlemekteyiz. Bu sebeple ilimizin sağlık geleceğinin çok başarılı noktalara geleceğine inancım tamdır. İlimiz mevcut haliyle sağlık turizminde tercih edilen ilk 10 il arasındadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde başlatılan “Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık Modeli” kapsamında ilimizin sağlıkta marka il olması önünde hiçbir engel yoktur.
Eskişehir’in başarılı bürokratlarındansınız. Sizi siyasete atılmanız ile ilgili teklifler geliyor mu? İleriki süreçte milletvekili olmak gibi hedefiniz var mı?
Teşekkür ediyorum. Yıllarca mesleğimi severek icra ettikten sonra yaklaşık 10 yıldır sağlık yöneticiliği görevini yerine getiriyorum. İnsana hizmet heyecanıyla çalışmanın başarıyı beraberinde getirdiğine inananlardanım. Ne iş yaparsak yapalım hayal edebilmeli ve bu hayale ulaşmak için çaba sarf edebilmeliyiz ki sonuç alabilelim. Mesleğim icabı sadece bir işi yerine getirmekten ziyade gönüllere dokunan işler çıkarmak arzusundan hiç vazgeçmediğimi ifade edeyim. Şimdiki görevim ve hedefim Eskişehir’e İl Sağlık Müdürü olarak gönüllere dokunan, iz bırakan şekilde hizmet vermek, Eskişehir’deki sağlık hizmetlerini Eskişehir’e yakışır şekilde üst seviyelere çıkarmak. Şu an bu hedefe konsantre olduğumu, Devletimin bana sağladığı imkanlar sayesinde elde ettiğim kazanımların zekatını verme sorumluluğu ile devletime ve milletime hizmet etmekten başka kişisel beka kaygımın olmadığını açıkça ifade etmek isterim. Devlete ve millete hizmeti hedefleyenler için makamların birer araç olduğunu belirtmekle yetinelim.
Eskişehir Sağlık Müdürü olarak hastane yöneticilerinden, doktorlardan ve diğer çalışanlardan beklentiniz neler? Onlara hangi mesajı vermek istiyorsunuz?
Sağlık Müdürü olarak, ben prensip gereği bir işi sahiplenen, kendisine verilmiş bir emanet gibi gören, bu işi ülkeye hizmet noktasında gururu, onuru, haysiyeti sayan insanlarla çalışmak isterim. Ekiplerimin bu vasfı taşıması önceliğimdir. Tabi bu motivasyonla hepimizin aynı hedef doğrultusunda çalıştığını unutmamamız gerektiği de çok önemlidir. Önceliğimiz hastalarımızın sağlığı ve memnuniyeti olmalıdır. Hastane yöneticilerinden beklentim, kurum içindeki tüm süreçleri şeffaf ve etkin bir biçimde yönetmeleri, çalışanlar arasındaki iletişimi güçlendirmeleri ve kaliteli hizmet sunumunu sürdürülebilir kılmalarıdır. Doktorlarımızdan beklentim ise bilimsel gelişmeleri yakından takip etmeleri, mesleki etik değerlerine bağlı kalmaları ve her hastaya aynı özenle yaklaşmalarıdır.
Diğer sağlık çalışanlarının da bu sistemi ayakta tutan çok önemli birer parça olduğunu biliyorum; sizlerden beklediğim, ekibin bir parçası olduğunuzu unutmadan işinizi büyük bir titizlikle yürütmeniz, sorumluluklarınızın bilincinde hareket etmeniz ve meslek onurunuza her zaman sahip çıkmanızdır.
Tüm bunların yanı sıra, lütfen iletişimi güçlü tutun, sorunları erken fark edin ve çözüm için ortak aklı devreye sokun. Birbirimize güvendiğimiz ve aynı amaç uğruna emek verdiğimiz sürece, başarılı olacağımıza ve hastalarımıza en iyi hizmeti sunacağımıza inanıyorum.
Yaşar Bildirici’nin hayatında kırılma anı neydi?
Kırılma anım, Tıp Fakültesi sınavını kazandığımı öğrendiğim ve hayatımın tamamen değişeceğini hissettiğim o gündü. O an o güne kadar hayatıma giren, beni motive eden başta ailem ve öğretmenlerim aklıma geldi. Beni her zaman destekleyen ailemin fedakarlıklarını düşündüm ve aslında sadece kendim için değil, onlar için de başarının peşinde olduğumu anladım. Aslında Tıp Fakültesini kazanan yalnızca ben değildim. Babam, annem, beni her daim himaye eden büyüklerim ve bana kusursuz bir eğitim öğrenim hayatı sunan öğretmenlerim de kazanmıştı. Emeklerin karşılığını aldığımı görmek, azmimi ve içimdeki sorumluluk duygusu katbekat arttırmıştı.
Bu olay, meslek seçimimin ötesinde, beni hayattaki duruşumu sorgulamaya ve kendime şu sözü vermeye itti: 'Emeğe saygı duyarak çalışmak, elimden gelenin fazlasını yapmak ve başkalarının hayatlarına olumlu katkılarda bulunmak.' İşte o gün, doktor olma yolunda, hem de hayatımın her alanında, bambaşka bir motivasyonla ilerlemeye başladım.
Hiç keşkeleriniz oldu mu veya iyi ki bunu yaptım dedikleriniz.
Hayatta her zaman ufak da olsa ‘keşke’ler olur. Ben de zaman zaman, özellikle çocukluğumda ailemle ve sevdiklerimle daha çok vakit geçiremediğim için ‘keşke’ dediğim anlar yaşadım. Ancak şunu da biliyorum ki, attığım adımlar, yaptığım fedakârlıklar ve bazen göz ardı etmek zorunda kaldığım şeyler, beni bugün bulunduğum noktaya getirdi. Tıp eğitimi ve sonrasındaki yoğun mesai, sosyal hayatımı kısıtladı ama insanların sağlığına dokunmanın verdiği manevi tatmin de her şeye değerdi. ‘Keşke’ dediklerim, aslında geriye dönüp baktığımda bana ders oldu; zamanı daha iyi yönetmeyi, aile ve dostlarımla iletişimi her şeye rağmen canlı tutmayı ve tüm bu yolculuğun değerini bilerek yaşamayı öğrendim. Keşkeler olmadan tam olarak büyüdüğümüzü de söyleyemeyiz; önemli olan, hatalarımızdan ve eksiklerimizden ders alıp yola devam edebilmektir.
İyi ki yapmışım dediğim şeylerin başında, karşıma çıkan tüm engellere rağmen eğitimime devam edip doktor olmam geliyor. Babamın berber dükkânında çırak olarak kalmak yerine, onun vizyonuna güvenip üniversiteyi bitirmek için mücadele etmek, kendim ve ailem adına büyük bir adım oldu. Ayrıca, zorlu meslek hayatım boyunca her türlü zorlu koşullara rağmen prensiplerimden taviz vermeden çalışmayı başarmak, insan sağlığını her şeyin üstünde tutmak konusunda ısrarcı davranmak “iyi ki”lerim arasındadır.
Doç. Dr. Yaşar Bildirici en son ne zaman ağladı?
Solunum problemi olan bir yenidoğan hastamı bin bir zorlukla İstanbul’dan getirttiğimiz özel bir ilaçla Eskişehir’de ilk kez uygulanan bir tedavi yöntemi ile tedavi ettik. Yenidoğanın bu tedavi sayesinde hayatı kurtulmuştu. Yıllar sonra okula başlayacağı zaman ailesi ile birlikte beni ziyarete geldi. İşte o gün o yavrumuzu gördüğüm an göz yaşlarıma hakim olamadım.
En çok neye kızarsınız?
En çok, sorumluluğunu yerine getirmeyen ve empati yoksunu davranan insanlara kızıyorum. Duyarsız, aldırışsız tutumlar beni gerçekten rahatsız ediyor. Çalıştığım alanda böyle davranışlara asla tahammülüm ve müsaadem yoktur, olamaz. Kamu hizmetini yerine getirirken bu topraklar için mücadele veren atalarımızın emanetini taşıma sorumluluğuyla hareket etmek durumundayız. Atalarımız canlarını verdi, biz ise en azından emek verelim. Diğer yandan ekip çalışmasının çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Ekip çalışmasında çalışma ahengini bozacak her türlü sorumsuz davranış da yine çok kızdığım durumlardandır. Bu yüzden, sorumluluk bilinci benim için çok kıymetli.
En çok neye gülersiniz?
Ben bir avluda kalabalık bir ailede büyüdüm. Çocukluğum hoş ve samimi akşam aile sohbetleriyle geçti. Benim en çok hoşuma giden ve beni güldüren, mutlu eden şey, ailemle ya da yakın dostlarımla paylaştığım samimi anlar; özellikle de uzun ve stresli bir günün ardından gelen güzel paylaşımlar. Küçükken ailemde sohbetler her zaman neşeli geçerdi, babam berber dükkânından ilginç anılarını anlatır, biz de kahkahalara boğulurduk. O günlerden kalma o tatlı muhabbeti hâlâ her fırsatta sürdürmeye çalışıyorum. Hastane gibi yoğun ve bazen ağır atmosferlerde çalışan biri olarak, gün içinde stresli anlar yaşasam da, ufak bir tebessüm yaratacak anılar ya da komik diyaloglar bana çok iyi geliyor. En sıradan espriler bile, doğru zamanda paylaşıldığında yüzümü gülümsetiyor. O samimiyeti her yerde arıyorum.
Asla yapmam dediğiniz bir şey var mı?
Mesleğimin etik kurallarından ve prensiplerimden asla ödün vermem. Ayrıca, ekibimle ve çevremdeki insanlarla iletişimde samimiyetsiz davranmayı, sorumluluktan kaçmayı ve adil olmamayı da asla kabul edemem. Biliyorum ki, birini hayal kırıklığına uğratmak, en başta kendime duyduğum saygıya zarar verir. Çocukluğumdan itibaren bana aşılanan değerler, dürüstlük ve çalışkanlık oldu. Bu nedenle, kendi inançlarımı hiçe sayarak hareket etmek, haksızlık yaparak öne geçmeye çalışmak ya da insanlara zarar verecek yolu seçmek, hiçbir zaman tercih etmeyeceğim şeyler listesinde ilk sıralarda yer alıyor.
Yaşar Bildirici evde ve işyerinde zor bir insan mıdır?
Açıkçası, profesyonel hayatta belirli prensiplere bağlı kaldığım için zaman zaman ‘zor’ bir yönetici olduğumu söyleyenler olabiliyor. Sağlık hizmeti, hata kaldırmayan ve yüksek sorumluluk gerektiren kavram, bu yüzden bir işi en doğru şekilde yapma konusunda hassas davranırım. Fakat bunu otoriter tutumla değil, ekip ruhuyla başarmayı tercih ederim. Evde ise daha esnek ve hoşgörülü olmaya çalışıyorum. Ailemle geçirdiğim zaman benim için çok değerli. Yine de disiplin ve düzen alışkanlığım bazen evde de ortaya çıkıyor. Nihayetinde, iş veya ev ortamında, insanları zora sokmak değil, birlikte başarılı olmak ve huzurlu bir atmosfer sağlamak en önemli önceliğim. Ayrıca gerek hekimlik mesleğim, gerek kamu yöneticiliği görevim boyunca varlığını ve desteğini hiç esirgemeyen, sabrı, hoşgörüsü ve çalışkanlığı ile zoru kolay eden eşim Dilek Hanım’a minnettar olduğumu ifade etmek isterim.
Kendinize neyi değiştirmek istersiniz veya hangi özellikleri eklemek istersiniz?
Zaman zaman, kendime daha fazla esneklik katmayı dilediğim oluyor. Özellikle yoğun tempoda çalışırken mükemmeliyetçiliğimin beni yorduğunu fark ediyorum. İşimde disiplin ve titizlik elbette gerekli; ancak bazen planlarda ufak değişikliklere, spontane gelişen durumlara daha açık olmayı isterdim.
Haberes okurlarına son bir mesajınız var mı?
Hayat hepimize farklı, özel bir yol sunuyor. Bu yollarda çokça ayırımlar mevcut. Verdiğimiz her karar, seçtiğimiz her yol geleceğimizi önemli ölçüde şekillendiriyor. Bu açıdan değerli okurlarımızın hayatlarında kısa vadedeki gelişmelere çok takılmamaları, çalışmak ile her türlü zorluğun aşılabileceği bilincinden hareketle azim ve umutla kendileri için, aileleri için, ülkeleri için çalışmaya devam etmelerini tavsiye ediyorum.
Bununla birlikte bir hekim olarak yine okurlarımızın sağlık konusunda bilinç ve farkındalıklarının, sağlık okuryazarlıklarının yüksek olması, sağlıklarını muhafaza etmelerine yönelik sağlıklı beslenme, egzersiz, spor gibi sağlıklı yaşam davranışları sergilemeleri en büyük arzularımdandır. Bir şehirde ve bir ülkede sağlık alanında güzel gelişmelerin yaşanması ancak halk ve sağlıkçıların el ele vermesiyle mümkündür. Bu iş birliğinde en önemli basamaklardan birisi ise halkın yüksek bir bilinç ile koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerine tam katılımıdır. Biz sağlığımızı henüz hastalanmadan önce ne kadar iyi muhafaza edebilirsek ya da şüpheli durumlarda erken tanı için gerekenleri ne kadar etkin katılımla sağlayabilirsek hem birey hem toplum sağlığı hem de sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği noktasında o denli yüksek seviyelerde seyrederiz.
Yine bu söyleşi vesilesiyle okurlarımızın Mübarek Ramazan Ayını kutluyorum. Bu güzel ayın sonuna doğru yaklaşırken orucun bize kazandırdığı beden ve ruh sıhhatini sürdürebilmek adına sağlıklı beslenme başta olmak üzere sağlıklı yaşam biçimine yönelik davranışları tercih etmelerini öneriyorum. Haberes okurlarına şimdiden sağlıklı, mutlu sevdikleri ile birlikte huzur içinde bir bayram geçirmelerini diliyorum.