“Her gün, çoğu olumsuz olmak üzere aynı şeyleri düşünen insanlar kötü zihinsel alışkanlıklara kapılırlar. Yaşamlarındaki onca iyi şeye odaklanmak ve bunları daha da iyileştirmeye çalışmak yerine, geçmişlerinin tutsağı olmuşlardır.” (s.49)

Çağımız insanının yaşamına tabu düzeyinde dâhil ettiği objeler vardır. Tutkuyla sarıldığı maddi nedenler ve dünyevi değerlerin etkisinde, karmaşık ve kalabalık bir yaşam sürdürürken, bir taraftan da yaşadıklarından kurtulma yollarını ararlar. Ruhsal iyileşme amacıyla her şeyi geride bırakıp bir yerlere gitme hayalinden bahseder ama o gün bir türlü gelmez.

Bahaneler arkasına sığınmakta çağımız insanının üstüne yoktur.

Bir türlü mevcudu terk etmeyi beceremezken, değer dediklerinin de bir gün kendisini terk edebileceğini düşünmez. Karanlık çukurlardan aydınlık düzlüklere çıkmak herkesin harcı değildir.

Yakınındaki güzellikleri görmez, aradığı huzurun çevresinde, belki çok yakınında olabileceğini hiç düşünmez; ufacık bir kararla onu bekleyen, iki adım ötesindeki aydınlanma vahasına ulaşabileceğinin farkında değildir.

***

Son yılların moda yayınları arasında kişisel gelişim kitapları önemli yer tutmaktadır. İnsana ve insanın iç dünyasına bakabilmenin dayanılmaz cazibesi yazarların da bu yönde kalem oynatmalarına neden olmuş; sadece kitaplarla değil sosyal medya, konferans, makale, kurs gibi etkinliklerle toplumun ağ damarlarına kadar indirilmiş durumdadır.

Kişisel gelişimin içinde de en merak uyandıranı içsel liderlik konuları olmuştur.

Tarih boyunca önemli başarılara imza atan insanların hemen hepsinin içsel liderlik özelliğine sahip olduklarını söyleyebiliriz. Günümüzde kendi kendine liderlik edebilme becerisinin var olup olmadığının incelemesi daha çok önem kazanmıştır.

Üstelik bu beceri daha önceleri sadece üstün yeteneği olanlarda var sanılırken, sıradan insanlarda da aranır olmuştur.

***

Elimde çok popüler olmuş bir kitap, “Ferrari’sini Satan Bilge” var.

“Robin Sharma”nın kişisel gelişim bakımından çok değerli öğütler ve bilgiler içeren, efsaneleşmiş eseri.

Zengin ve ünlü bir avukat olan Julian Mantle, mesleğinin doruğundayken geçirdiği ciddi bir kalp krizinden sonra yüksek sosyal saygınlığını, meşhur hukuk zaferlerini ve büyük paralar kazanacağı mesleki geleceğini elinin tersiyle bir kenara iter. Sahip olduklarının ölümle cesurca dans etmesine yetmediğini, o güne kadar insanca bir yaşam sürdüremediğini, ruhunun ve bedeninin büyük cam ve çelik gökdelenler arasında kaybolduğunu anlayınca, hiç tereddüt etmeden kırmızı Ferrari’si de dâhil her şeyini satıp Hindistan’a gider. İçindeki kayıp Sivana köyünü bulmadan ruhunun huzura kavuşamayacağını, hiçbir zaman kendi olamayacağını anlamıştır. Aradığı basittir; kaybettiği ruhunu bulmak, insanca yaşamak ve insanca ölmek.

Himalayalar’da Sivana Bilgelerine katılır. Nirvana’ya yani ‘Budizm’e göre insanın aşırı istek ve tutkularından kurtulma yoluyla erişebileceği salt mutluluk durumuna ulaşmış’ bilgelerin yaşamına uyum sağlar, üç yıl boyunca onlar gibi yaşar. Onlardan aydınlanmaya ulaşmanın gerekliliği olan, içinde geçen her terimin ayrı anlam içerdiği yedi erdemin hikâyesini dinler.

Burada kişiliği tamamen değişir. Yaşamın anlamına dair bambaşka bir bakış açısına sahip olur.

Döndüğünde hala avukatlık yapan arkadaşı John’u bulur. Arkadaşı O’nun enerji dolu havası ve zihnen, bedenen yaşadığı değişim karşısında şaşkınlık geçirir. Tanıdığı Julian sanki otuz yaşına dönmüş gibidir.

Geçirdiği yolculuğu, hikâyesini, bilgelere verdiği söze uyarak tüm öğrendiklerini arkadaşına aktarır. Bir gece süren uzun sohbette başından geçenleri hem arkadaşına, hem de okura anlatmış olur.

***

Kitap, okuyanın kişisel gelişimine katkı sağlamayı amaçlıyor. İçsel liderlikle ilgili çeşitli kaynaklarda ulaşılabilecek bilgiler, bir hikâye içinde bir araya getirilmiş. Albenisini bilgilerin aktarılış yöntemindeki ustalıktan alıyor. Farklı bölümlerde farklı tavsiyelerde bulunsa da, konuların başarılı bir şekilde harmanlanmış olması kitabı daha okunur kılmış. Her bölüm başında önceki bölüme gönderme olması da zihinde kalıcılığı sağlıyor.

Yazar, kişisel gelişim ile ilgili önerilerini geniş okuyucu kitlesini göz önüne alarak oldukça basit ve uygulanabilir nitelikte yazmayı ihmal etmemiş. Kitabın mesajları oldukça bilindik şeyler; özelsin, biriciksin, sade, düz ve beklentisiz yaşa, hareket et, amacın olsun, vazgeçme, hayaline güven, şükredecek yeni bir şeyler bul…

Dil olarak hiç zorlayıcı değil.

Sadece bilgiler içeren bir kişisel gelişim kitabı da olabilirdi ama yazar görüşlerini ve bilgilerini bir öykü içerisinde sunarak okurun katlanabileceği, zevk alabileceği, akıcı, merak uyandırıcı bir anlatımı tercih etmiş

***

Anlatılmak istenenler karmaşık ilkeler ve prensipler bütünü değil, yaşarken çoğumuzun parça parça yaptığı şeyler. Zihnine hâkim, amacını belirlemiş, disiplinli, kontrollü, zamana değer katan, yardımsever, ânı yaşayan biri olmamızı öneren o kadar çok kitap okuduk ki.

Kitap hakkında hem olumlu, hem de olumsuz görüşler var. Olumsuz bakanlar bile “okunmaz” değil, “okunabilir düzeyde” görmüşler. Bana sorarsanız “gerçek dışı anlatımları ciddiye almadan okuyun” derim.

İnsanlar için önem taşıyan mutluluk, huzur gibi yaşamımıza anlam katan kavramlara dayalı öğretilere bir de bu pencereden bakın.

Uygulama mı?

O size kalmış.

***

“Yaşamını takviminin kölesi olarak yaşamamayı dene. Onun yerine vicdanının ve kalbinin sana yapmanı söylediği şeylere odaklan…

Saat hakkında kaygılanmayı bırak ve yaşamaya bak.” (s.117)